4 Nisan 2012 Çarşamba

Merhaba, tekrar tekrar merhaba...




Vee yıllar sonra…

“Hayat devam ediyor” gibi klişe cümle ile başlıyorum, Klişe mlişe ama gerçek… ne kadar zaman geçmiş ayrı kalalı, ama..zaman neymiş.. biraz daha göz kenarı çizgisi, yağ birikimi, daha beyaz saçlar, biraz mutluluk biraz acı.. biraz sevinç, ayrılık, kavuşma…..
Ne çok biliyorum ben  Kedili ve resimli yıllar..
Haa birde blog sayfama nasıl giriş yapabileceğimi unuttum, şifre mifre soruyor ne diycem ben, şu satırları önden bi word sayfasında yazıyorum, başsrabilirsem aktarıcam…
Bu ısınma yazısı olsun mu?
Eski dostlarımdan kimler gelicek bakalım, Size kızlarımız resimlerini göstermek istiyorum, ekleyebilirsem..
Şimdilik hoşçakalın, görüşmek, yazışmak dileğiyle …

19 Mart 2010 Cuma

Bast'a

Sevgili Afet, Sevgili Dostum..
Çabuk iyleş lütfen.. kara günler geride kalacak ama bu mücadelede sen galip olacaksın. Canım Arkadaşım kalbim, gönlüm seninle..

Diğer değerli dostlarım hepinizi çook seviyorum, ben gayet iyiyim, tek sorunum tembellik.. birgün silkineceğim.. o gün gelecek..
Sevgilerimle...


Son yaptığım resmi ekleyecektim ama fotoğraf makinamı bulamadım.. tarif etsem olurmu :)) yağmurlu bir akşam.. istiklal caddesi gibi ama değil kalabalık bir cadde,,sulu bir akşam ve suluboya.. bizahmet tahayyül edin olurmu...

14 Temmuz 2009 Salı

Merhaba :))

Yeni bir ihtarname gelmeden merhaba demeliyim dostlarıma, (kibar uyarılar aldım aslında ya) ..
Merhaba dostlar.
Bu gün hiç bişeyden bahsetmeme yazısı yazmak istiyorum,
Yani İstanbul’da olduğumu, Antalya’yı özlediğimi ama ilaç olarak sabah oradaki dostlarımın (pamuk arkadaşımın) İstanbul’a geleceğini , bir hafta sonra Canımın Düğünü için (Saklanbaçımın kardişinin) Ankara’ya gideceğimi, sonra yine İstanbul’a döneceğimi, Ağustosta acaba Çıtırımızla birlikte başarabilirmiyiz diye düşündüğümüz Kapadokya gezisini daha sıkı düşüneceğimizi, Eylülde nihayet Antalya’ma gidip kendimi konyaaltından sulara bırakacağımı hatta şu anda çıtırımın patilerini zaptederek onun bastığı harfleri silerek kuyruğunun arasından ekranı görmeye çalışarak yazdığımı, fonda özgür ruhlu kocamın yüksek volümlü horultusunun duyulduğunu, çılgın martıların çığlıklarının her zaman sabah olduğu halde neden gece gece olduğunu merak ettiğimi ve yine acıktığımı, kalkıp bir şeyler tırtıklamak istediğimi yazmayacağım. Çünkü bunlar son derece sıradan olaylar… Kimsenin ilgileneceği konular değil,
O nedenle bu yazıda hiçbirşeyden bahsetmeyeceğim..
Sevgili dostlarım. Düğünümüz olsun sora yazarım, düğünü anlatırım olur mu..
Bakiim size göstermediğim bir iki suluboya resmim olacaktı, bulup ekleyeyim yine adet yerini bulsun. (şu atları buldum)

Çoook çok çok sevgiler benden hepinize..


22 Haziran 2009 Pazartesi

Benn şey diyecektim...

benim vekil tayin edeceğim en sevdiğim en güvendiğim avukatım Keşideci Merak eden bloggerların Vekili olmuş, ayrıca zaten haklı taraf da onlar, suçumu kabul ediyor ve cezama razı olduğumu bildiriyorum)

SÖZ SAVUNMANIN

ŞEYY BENN… Yazmıştım da aslında buradaydıki yazım işte şuradaydı.. ay buralarda bi yerdeydi..
Ben hep yazıyordum hem daha bi gün geçmedimi ki, yani topu topu bi gün yazmamışım, hemen yasal işlem mi olurmuş Simurgcuum, benim bitanecik avukatım. bu gün 3 nisan değil mi.. a aaa a ayol ben takvimi işaretlemeyi unutmuşum, elimde 3 nisanın gazetesi uyuyakalmışım. Bizim hani özel takvimimiz vardı ya o da Antalyada kalmış.
Ay Pardooon haklısınız geçmiş zaman, ben Geçkalmışımki..
Şöyle geriye baktım da,
Çok ayıp yaptığımı fark ettim. Çok ayıpladım kendimi, Affetmeyeceğim..
hayır bir de bu kadar güzel dostlardan nasıl uzak kalınır, nasıl yaptım ben böyle, nasıl telafi edeceğim ben. Offff ki off.
Ya beni unutursanız diye de mi korkmadım. Allah korusun..
Benim kıymetli dostlarım ..
Noooolur affedin.. bidaha yapmıycam.. yani bu kadar olmaz..
Bu özür yazısı olacak.. önceki yazıda görüpte yanıtlayamadığım sobe yorumu da var hepsini yanıtlamalıyım..
Resim de ekleyeyim de adet yerini bulsun, Suluboya bir Ortaköy Camii
Bir sonraki yazımda durum böyle böyle diye yazarım size..
Sevgiyle Kucaklıyorum …

Not: Simurgum Sağol :))


1 Nisan 2009 Çarşamba

Ne desem bilmemki :))

Özür dilerim... Çok kabahatliyim..
Yazmadım, okumadım.. çizmedim..
Okur-Yazar-Çizer bir Fundaydım, son zamanlarda Uyur-Gezer bir Funda oldum..
Olmaz tabii böyle,
İstanbul’a geldim şimdi de kendime gelmeliyim.
Birazcık mazeret bulmalıyım..
Acaba bişeyler uydursam nasıl olur.
Yok yok uydurmak için daha çok düşünmek lazım, düşünme yeteneğimi emanete bıraktım uzunca bir süredir güdülerimle yaşamaktayım yani yaşamaktaydım (geçmiş zaman) .. yemek yiyor, gerekenleri yapıyor, uyuyorum /dum..
Neden böyle olduğumu bilemedim..
Hani hızlı yaşadığım ve bu hızdan keyf aldığımdan söz etmiştim ya.. sonra bedenim mi yoruldu, ruhum mu yoruldu anlamadım, hiç bana benzemeyen biri olmaya başladım.. resim yapmak bile zor gelmeye başladı, müthiş tembelleştim,
Olmazzz olamaz..
Silkiniyorum..
Ben geldiiim merhaba.. Benim Ben Funda.. yani o geçkalmadım diyen kadın.. Ben Geldim.
Hepinizi nasıl özlemişim..
Şimdi İstanbul’dayım.. yaşama karşı sorumluluklarım var..
İstanbul’a geldim ve burada dostlarımı görme şansım var ve bu fikir beni çok heyecanlandırıyor..
İşlerimi düzene koyar koymaz buraya daha çok zaman ayıracağım evet çok istiyorum..
Benim can dostlarım..

Resimden de vazgeçmemeliyim değilmi, seviyorum çünkü resim yapmayı..
Antalya’da Atölyede yaptığım son resmi siz görmediniz. Buraya gelmeden birkaç gün önce yaptım, Atölyedeki hocamız açılacak karma sergiye koymak istediği için arka tarafı acele yapıp şişirdim.. resim şu anda bende değil, tekrar elime geçerse düzeltirim diye düşünüyorum, ama iyide olsa kötü de olsa sizlerle paylaşmak istiyorum resimlerimi.. siz de eleştirirseniz düzelme şansım olduğunda düzeltmeyi denerim..

Haydi bu gecelik bu kadar..
Hoşçakalın,
Sevgiler …


13 Mart 2009 Cuma

VİRÜS

Of ki of, bilgisayarı açamıyor, açarsam yazamıyor, yazarsam yayınlayamıyor, resim ekleyemiyor, dostlarımı okuyamıyor, okursam yorum yazamıyorum..
Bilgisayarda virüs var anladım, temizleyemedim.. bir usta bulucam.. hoş bir tane Osman bulmuştum.. (korsan bilgisayarcı) onu aradım, uygun olduğunda gelecekmiş, ama zaman veremedi..
Özledim dostlarım hepinizi.. yorum bırakamayıp hayranlık ve sevgiyle okumaya çalışıyorum, yazamayanları ben de merak ediyorum.. İstanbul’a gitmeye de az kaldı (15 günden az) burada sorun çözülmezse oradan seslenirim size..
Başarabilirsem son yaptığım tavuklu (yağlıboya) resmi ekliyorum aşağıya..

Ayrıca da sonsuz sevgilerimi…


4 Mart 2009 Çarşamba

YEPYENİ YAZI :))

Hobi patlaması ya da çatlaması arifesinde olduğumdan söz etmiştim.. Bildiğiniz gibi resim çalışmaları, koro çalışmaları (diksiyonun sesi kesildi-grup “hadi leen” deyip dağıldı) tango, salsa, araya bir iki akıllı davranış derken haa bir de örgü başlamıştım, kendimi abondone olmuş durumda buldum. A aaa birden bire bu yapmaya heveslendiğim çok keyfaldığım eylemler birer vazife gibi gelmeye başladı..
Hooop noluyoruz.. resim dedim, resimle ilgili heyecanımı yitirirsem maazallah yaşama sevincimi yitiririm ama kaç zamandır evde elime fırça almadım, gittiğim atölyelerde de başladığım resimler sürünmekte.. bitmesini istediğim ve inşallah bitince sizlerle paylaşacağım üç resim var.
Ama yok yok.. mevsim değişikliği nedeniyle ruh halim azıcık yamuk görünüyor ya, sahici bahar gelince ben de düzelicem, ooo ne resimler yaparım o zaman görün siz.. Sonra ne şarkılar şakır, ne danslar yaparım..
Dans dedim de Özgür ruhluyla (Alperin verdiği paye ile Tango Ağası) hayli aşama kaydettik.. pek güzel oluyor.. hiç ummadığım kadar uyum sağladı benim ağa.. kırkpınardan grekoromen sitiline geçtik, aşama sayılır tabi.. Cumartesi gününü iple çekiyorum.. Dans ederken sürekli gözlerimin içine bakarak (hocamız bir birimizin gözlerine bakın diyor) dişlerinin arasından “ulan fındık ne işler açtın başıma” diye söylenmesini kesmek için acaba dişlerinin arasına bir dal gül mü sıkıştırsam. Tangoya yakışır hem de diye düşünüyorum.
Du bakalım Cumartesi ola hayrola..
Bu gün Koro vardı ya Çarşamba faaliyeti; 8 Mart Dünya kadınlar günü nedeniyle susamlı halkalar yedim bu gün Koro Çalışması arasında.. (o gün koro elemanları bir araya gelmeyeceği için) çok duyarlı yaklaşıyoruz konuya, tatlı kurabiyeler vardı, kalabalık grup olarak kurabiye kutularındaki kurabiyeler bitene kadar günün mana ve önemi ile ilgili duygu ve düşüncelerimizi dişlerimize takılan susamları temizlerken aklımızdan geçirmişizdir mutlaka..
Koro demişken konu müziğe değmişken bir şey danışmak istiyorum size sevgili arkadaşlarım. Burada bir mağazada tanıdığım bir hanım var.. o bir şarkı arıyor, hiçbir yerde bulamıyormuş. Hem de bilinen sevilen bir TSM şarkısı..Ben de gayet bilen bir eda ile e gugıla yazın mp3 indir diye o gelir karşınıza dedim. Kadıncağız mail adresini verdi “eğer bulursanız yollarmısınız diye rica etti. A aa tabi.. dedim. Aaa tabi deyince söz vermiş vaad etmiş sayılırım ve bana uyku haram :)
O gün bu gün arıyorum Önce Sözlerini Yahya Kemal Beyatlı’nın yazdığı şarkının notalarını buldum Muzaffer İlkar bestelemiş.. Nihavent. Mp3 bulamadım.. müzik marketleri dolaştım yok yok.. bi de bana enteresan gelen bi durumla karşılaştım. Söz konusu güfteyi 4 ayrı makamda 5 ayrı bestecinin bestelediği bilgisine ulaştım.. Ama ençok bilineni Muzaffer İlkar’ın bestesiymiş.. Şimdi dostlarım diyorumki bilgisayarında aşağıdaki şarkının mp3 ü olan varmı.. varsa bana yollarmı,
Ben de o zaman sözümü yerine getrmiş olurmuyum.. ne dersiniz...
Şarkı bildiğiniz şarkı aslında, (TSM Seven ve İlgilenenlere)
“Dün kahkahalar yükseliyorken evinizden,
Bendim geçen, ey sevgili, sandalla denizden!
Gönlümle, uzaklarda bütün bir gece sizden
Bendim geçen, ey sevgili, sandalla denizden!
Dün bezminizin ezelî neş’esi vardı,
Saz sesleri tâ fecre kadar Körfez’i sardı;
Vaktâki sular şarkılar inlerken ağardı,
Bendim geçen, ey sevgili, sandalla denizden!
İşte durumlar böyleyken böyle..
Resimde tembelleştim ama dostlar resimsiz yazı olsun istemiyorum. Bir süre önce minik bir pres tuval üzerine suluboya ile yaptığım minik farecik resmini ekliyorum. Bu da fareli yazı olsun,

Bütün dostlarıma Sevgiler en bolundan . . .