11 Ekim 2008 Cumartesi

Acı Tatlı

Hayat tuhaf arkadaşlarım, geçtiğimiz hafta içinde bir kayıp yaşadım, bir acıya ortak oldum, paylaştım..
Acıyı paylaştım..paylaşırken onların acısını ben de yaşarken, ateşin düştüğü yerin ısısını yakınımda hissederken,
mutluluklar da yaşadım, bazı yakınlarıma karşı aslında var olan ancak üzerinde sebepsiz bir şekilde tül olan sevgimin üzerindeki örtü kalktı, yeni sevgilerle tanıştım…
ne tuhaf değilmi sevgili dostlarım..
derinlerdeki karmakarışık duygular şimdi ortaya saçılıverdi, dolanıyor evin içinde…
Kayıp dedim ya, gerçekten büyük bir kayıp, bir aile büyüğümüz değerli eniştemiz Hikmet Ulusoy'u kaybettik.. Mekanı Cennet Olsun, Nur içinde Yatsın..
Kuzenimin eşi, ama kuzenimle yaş farkımız olduğundan bebekliğimizde O’na Hala demişiz,, O benim Halam.. Gül Halam..Ona konan Gül ismi ile çiçek olan gül anlam kazanmış..
Belki daha önceleri de ufak ufak değinmiş olabilirim, benim çok küçüklüğümde Annecim ve Babacım ayrılmışlar, Babacım bir iki yıl sonra göçmüş gitmiş bu dünyadan, yakışıklı, karizmatik genç bir adamken..
Ben ve Ablam, Annem ve Ananem ile ve teyzelerle Amazonlar gibi yaşadık.. erkek olmadan ailede..
Aslında boşanma söz konusu olmakla birlikte her iki taraf ta (anne ve baba aileleri) dönemin uygar aileleri olarak, ayrılanlara da saygı göstererek nezaket çerçevesi içinde görüşmeyi sürdürmüşler bir süre, Ama yollar ayrı, iller ayrı, gönüller ayrı..
Görüşme aralıkları uzamış uzamış..
Aile içinde benim küçüklüğümde hatta bebekliğimde iz bırakan Gül Halam vardı..
Sonra yeni yeni yetiştiğim dönemlerde görevi nedeniyle Çorumda yaşayan Amca Oğlu Yurdakul Abim, Onun Sevgili Eşi Nesrin Yengem vardı ki Beni misafir etmişlerdi Çorumda.. çok tatlı iki oğulları vardı, Ali ve Zeki.. Zeki ile ilgili çok tatlı anılar var ki aslında ayrı yazı konusu olurlar..Anadolu kenti ve yaşam biçimi hiç görmemiştim. Orada o kadar güzel ağırlanmıştım ki kendimi müthiş önemli hissetmiştim..
Sonraları zaten ara ara olan görüşmelerimiz iyice seyreldi, Diğer Kuzenim Mualla Ablam ile İstanbul’da yani aynı kentte yaşamamıza rağmen bir iki görüşmeden sonra aramaz sormaz olduk birbirimizi..
Ben Emekli olduktan sonra, Antalya’da yaşadıklarını bildiğim Gül Halamı bulmaya karar vermiş ve bulmuştum birkaç yıl önce..
Yıllar beni yaşlandırdığı gibi Halacığımı, Eşini yaşlandırmış, Onların sevgili kızları Zuhal ve Hilal’i önemli görevler yapan önemli insanlar olarak çıkartmıştı karşıma..
Ve her ikisinin de değerli eşleri, dünyalar tatlısı çocukları Gökçe, Ayşem, (Ayşemin kedisi)-Cemre Su, Bora, nasıl kazançlar benim için.. çok anlatılası anılar var onlarla da ilgili aslında..
Bulunca, buluşunca geçen yıllara üzülerek, Gül Halamın sevgisinin tadını çıkarmaya başladım Antalya’da.. Ama Onun Sevgili Eşi ne yazık ki geçtiğimiz hafta bu dünyadan ayrılmaya karar verdi ve gitti..
Onun gidişine çok üzüldüm, çok değerli biri olduğu için ama Halamın, Zuhal’in, Hilal’in canlarının acıması ayrıca üzdü beni..
Evet Onların acısı benim acım…
Peki mutluluk nerede diyeceksiniz..
Tabi doğal olarak diğer kuzenlerim, yıllardır görmediğim Mualla Ablam ve Eşi, kızları Maviş gözlü İpek..Benim için önemleri büyük olan Yurdakul Abim, Nesrin Yengem ve Oğulları Ali çıktı karşıma, Onları görmek Ailemin Baba kanadı ile haşır neşir olmak, Çocukluğumdan beri bizim Amazonların içinde Tabu olan Baba konusunu 51 yaşımdan sonra yeniden konuşmak, Babamı bilen, bana onla ilgili birkaç anı veren kişilerle bir arada olmak sahiden mutluluk verdi bana.. Ayıp mı ediyorum acaba.. Çok değer verdiğim birinin cenazesinde kendime mutluluklar çıkarmaya çalıştım.
Yazının sonuna sakladığım ama tam da anlayamadığım duygumu da yazmalıyım..
Yukarıda sözünü ettiğim kuzenlerimden biri de Oktay Abim.. Onu daha önce gördüğümü hiç hatırlamıyorum.. Onun bir oğlu olmuş, Adını Faruk koymuşlar.. duymuştum, Rahmetli babamın adı ve soyadı “Faruk Toksöz” Faruk üniversite son sınıfta, çevre mühendisi olacak ama kendi ifadesiyle yarı profesyonel bana göre tam müzisyen beste yarışmalarında derecesi olan, bir albüm sahibi, pop rock hatta hard rock müzik yapan çok yakışıklı bir genç..
Tüm akrabalarımı sevmiştim zaten, sevdiğimi hatırladım, Faruk’la görüşmemiz toplam 10 dakika olabilir ama kan çekmek mi denir iç ısınması mı, kan kaynaması mı.. sanki benim oğlum.. öyle sevdim.. çok sevilesi bir genç kabul ama acaba ismi mi etkiledi beni..
Bilmemki…
Belki onu ve diğer yakınlarımı daha çok görürüm artık.
Siz de böyle dileyin benim için olur mu…

10 dakika önce bitirdiğim sulubuya resim de ekliyorum konu ile alakasız, ama sayfamın resimle ilgili bir blog sayfası olmasına gayret ettiğim için.. yine nereden bulduğumu hatırlamadığım fotoğrafta yaşlı teyzenin yüzünü sevmiştim, o sevimli ifadeyi veremedim. Başka bi teyze oldu aynı camdan bakan.. idare edin artık..

Sevgilerimi sunuyorum okuyan herkese..


10 yorum:

Adsız dedi ki...

hayat bu mu??
kayıplarla depreşen anılar.. insanı daha bir saran sevgi ve aile dokusu.. yeni birilerini bulmak ve onları sevivermek.. sanki bir sevgi kotamız var.. doğarken bize verilen..
onu sıkı sıkı dolu tutuyoruz..
senin kota en büyüklerden..

başınız sağolsun.. nur içinde yatsın.. yatsınlar tüm kayıpların..

sevgiyle kucaklar ataletin..

ps.. teyze sevimli olmuş.. ama çiçekler saksılar muhteşem..
hem uymuş konuya.. camda bekleyiş olsun bu resmin adı.. sevgileri sevilenleri bekleyiş..

Hülya YILMAZ dedi ki...

Başınız sağolsun. Nur içinde yatsın.

Belgin Güven dedi ki...

Başın sağolsun canım,onunda yolu ışık olsun.
Resmin her zamanki gibi harika,sevgiler

kumhavuzu dedi ki...

isyan yok..bu mutlulukları yakalama imkanı olmuş..dilerim uzun yıllar sürer bu güzellikler canım.

Başınız sağ olsun..Mekanı cennet olsun..böyle güzelliklere sebep olmuş vefatı eniştenin.Başka türlüde kayıplarımızın yokluğuna daynmamız zor değilmi..

bide..ellerine sağlık..biraz hüzünlü bi nine olmuş ma..tüm olarak pek hoş:)

burdasaklaniyorum dedi ki...

ben resmini görmüştüm kendini göremedim.
belki gül halayla tanışma fırsatım olur bir sefer.
ne biliyim, hesapta akrabayız ama..
adları bile uzak bana.
allah rahmet eylesin
bi de:
resim yine çok güzel.

Parpali dedi ki...

Hayatta herşey o kadar iç içe ki. Bir üzüntüyü yaşarken devam eden hayattan kaçmaya çalışmak manasız aslında. Sevinçlerinize sevindim çok. Kaybınız için de üzüldüm. Başınız sağolsun...
Bu arada resim çok güzel. Ellerinize sağlık.

Adsız dedi ki...

ee şey yha burayı bit türlü beceremiorum..yoksa uğruyorum yani..bil die yazım dedim:))

umarım iyisindir..

yokumolmucamda

aysema dedi ki...

Yazınızı çok içten buldum. Ne çok sevdiğimizi kaybediyoruz isteyerek ya da istemeyerek...

Üzüntüler azalır, sevinçler artarmış paylaşınca... Ben de paylaşmak istedim. Resim de çok güzel...

laleninbahcesi.blogspot.com dedi ki...

hayatın kısaca tanımıda bu değilmi zaten. Hem acı hem tatlı. Son dileğiniz dileğimiz olsun, yakınlarınızla bir daha ayrılmayın hiç. Enişteniz için de başsağlığı dileklerimi ile tiyorum ışıklar içinde yatsın, Gül Halanıza sabırlar diliyorum.

sarışeker dedi ki...

aaaaa ben buraya yorum yapnıştım...ama gitmemiş ya da becerememişim.Şimdi o ilk okuduğumdaki duygularımla yazamayacağım...bir "merhaba,nasılsın" demeye gelmiştim.Dedim ve gittim canım:)))
sevgilerimle.