22 Eylül 2008 Pazartesi

Ankara ve Sonrası..

Nerede kalmıştık,
Düğün bitti.. Ankara’ya yolculuk zamanı geldi, ev sahipleri, köy sahipleri ile vedalaşıp Otobüse bindim. Severim otobüs yolculuğunu, mutlaka cam kenarı olmalı, kulağımda müzik, ovalar, dağlar, göller, kasabalar, insanlar… çok severim yolculuğu çok.. birde her seyahat öncesi yorgunluk zirvede olur ya, gidiş veya dönüş öncesi.. otobüsün koltuğuna rahatça yerleşince oohh derim ya, boyun yastığım, ince bir şal, mutlaka ufak tefek yiyecek bir şeyler, Her molada bir tost bir ayran..
Çok severim yolculuğu çok…
İşte Nevşehir’den de Ankara’ya böyle bir yolculukla geldim. Ankara.. Doğduğum büyüdüğüm yetişkinliğimin ilk yıllarını geçirdiğim kent, ama daha önemlisi sevdiklerimin yaşadığı yer. Saklanbacım ve ailesi yani benim ailem beni bekliyor.
Ankara otogarı, karşılanma, Fulya’ya gidiş Anneciğimle hasret giderme, Fulya ve Saklanbacımla dedi kodu, yeni havadisler . . .
Ankara’ya gidişimin iki amacı vardı bu kez. Birincisi hani birkaç yazı önce bahsetmiştim.. Benim Sevgili Arkadaşım ve Patronumun biricik Ece’leri ve Selçuk’ları evlenecekti ya Ben de Onların “haze” si olarak düğün sahibi gibi hissediyordum kendimi, (hazenin açılımı şöyle.. Hala kadar yakın “ha”
Teyze kadar yakın “ze” olunca “haze” olunuyor-kelimenin patenti bana ait)
Korkmayın korkmayın Uygarın düğünü gibi üç haftada anlatmayacağım Ama siz tahayyül edin dünyalar tatlısı iki senfoni sanatçısının düğünlerini, çok şık, samimi bir ortamda keyifle yaşadık düğünümüzü..




Ankara’ya gidişimin ikinci amacı karmakarışık duygular içinde yaşadığım bir süreç.
Konu şöyle: Anneciğim son birkaç yıldır Ablam Fulya ile yaşıyor, daha önceleri kışları Fulya’da, yazları kendi evinde yaşıyordu Ama ne yazık ki bir çok hastalık da onunla birlikte olduğundan son yıllarda yalnız yaşaması imkansızlaştı,
Yine Annemizden beklemediğimiz bir öneri geldi.. gerçeklerin farkında olduğunu, artık yalnız yaşayamayacağını, evinin kapalı kalmasının hiç doğru olmadığını ve evin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi bize.. hem sağlığımda evi boşaltalım daha sonra sizin için daha üzücü olur dedi..
Çok doğru geldi bize ve iki kardeş, bazı günler Annemle bazı günler Annemsiz evi boşaltmaya başladık. 40 küsur yıl önce taşındığımız, çocukluğumuzun gençliğimizin geçtiği evde elimize aldığımız her eşyada bir anı canlandı.. yıllarca ellemediğimiz fotoğraf kutusu çıktı ortaya, (Annem bazı anılardan kaçtığından biz de görememiştik Babam ve Atalarımızla ilgili çok iyi saklanmış, tarihleri Osmanlı dönemine kadar giden fotoğraflar) dolayısıyla, tasnif tahliye temizlik günlerce sürdü. Bana lazım olmayan bir çok şeyi ben, Fulya’ya lazım olmayan birçok şeyi de Fulya aldı, bavullar, koliler doldurduk. Kimi zaman hüzünlendik, kimi zaman neşelendik, Çocukken okuduğumuz kitaplar, oyuncaklarımız, Annemin giyisileri hepsinde ayrı anı..
Büyüdüğüm evde camdan dışarı bakarken baktım apartmandan yaşlı bir adam çıktı.. beyaz saçlı, gözlüklü, tıknaz.. ay bu yürüyüş hiç yabancı değil, badi badi.. bir döndü Osman.. İhtiyarlamış (büyümüş demek isterdim) Profesör olmuş koca bir adam, az mı saklanbaç, beştaş oynadık birlikte, benimle akran o yaşlı adam.. ne fena bi durum..
Herneyse.. Evi Eşyası ile kiraya verilecek duruma getirdik, kiracının neye ihtiyacı olabilecekse her şeyi temizleyip paklayıp hazır ettik. Sırt kaşıyıcısından kerataya kadar her bir eşya kullanıma hazır duruma geldi. Anneciğim de (hayatın bütününü bir problem olarak görmeye alışıkken sanıyorum kullandığı ilaçların etkisi ile) çok makul karşıladı bu durumu, üzüleceğinden korkup içimiz titriyordu Fulya ile ama korktuğumuz olmadı, Eve de çok cici bir aile kiracı oluverdi.. Onlar mutlu biz mutlu bu işi bitirdiiik..
Bu arada Ankarada yaşayan benim canım Umutum bebeğini getirdi bir yarım saatcik göreyim diye.. Nasıl tatlı aslında torunum gibi, çünkü Annesi Umut kızım gibi.. çook önceleri bir yazımda bahsetmiştim, ilk blogcu olduğum dönemde bizim en yakın arkadaşlarımız en sevgili dostlarımız Sevgili Şeniz’imiz ve Eşi Sevgili Alev’imiz vardı ve Onların iki papatya yavruları Umut’umuz ve Ufuk’umuz .. Şeniz ve Alev iki papatyayı küçücük yaşlarında burada bırakıp kendileri birer melek olarak gökyüzüne çekildiler, Yıllar oldu bu dünya Onları kaybedeli ve öte dünya kazanalı.. İşte O Papatyalardan, sarı civcivlerden biri olan Umut’um şimdi dünya güzeli bir anne, yavrusunu getirdi, bari yarım saatçik koklayayım diye.




ve Ankara hikayesi de bitti, haydi İstanbul’a Canoşun düğünü var…
E ama ben Ankara-İstanbul anılarını bu yazıda bitireyim de sonraki yazıda Antalya’dan bahsedeyim diyordum, uzamış, çok uzamış bu yazı.. çok mu gevezeyim ne..
Hadi İstanbul sonraki yazıya kalsın bari..
Yine sevgilerimi bırakıyorum buraya bol bol.. okuyan herkes için…

6 yorum:

Adsız dedi ki...

ne kadar doğru birşey söylemiş anne..

sonrası çok koyuyor..

sen duygusal bir yolculuğa çıktın aslında geç kalmayanım..
düğün ev yerleştirme..
her biri kendi içinde duygusal yolculuklar değil mi zaten..

sevgiyle kucaklar ataletin..

burdasaklaniyorum dedi ki...

annanemin serinliği beni de şaşırtmıştı gerçekten.
oysa "olmayacağa delalet" olduğundan o kadar emindim ki.
iyi baş ettiniz.
ve,
o evde başkalarının yaşıyor olduğunu bilmek benim için bile tuhaf!

uctemmuz dedi ki...

Yok yok hiç uzun değildi yazı...daha olsa daha okurdum. Her zamanki gibi sevgi dolu, incecik bir yazıydı.

Otobüs yolculuğunu ne güzel tarif etmişsin. Ben kardeşime gittiğimde, otobüsten inince "Hadi Abla yemeğe gidelim" diyor, ben tok oluyorum halbuki. Bisküviler, kekler...:)

Evinizi hayata döndürmeniz iyi olmuş. Sevgili geçkalmadımki yeni kiracıyı bile atlamamış onlara iltifatlar etmişsin.
İnan bu zerafet beni her seferinde çok etkiliyor.

Çok sevgiler...:)

Parpali dedi ki...

Bırakın uzun demeyi, kısa bile olmuş yazınız. Yolculuklar benim için de cam kenarları demek. Müzik demek, hayaller, geçmiş, gelecek demek. Yazınızı okurken de bir yolculuktaymışım gibi oldum. Anlatım çok güzel. Su gibi akıp gidiyor. Her daim vaktinde gereken yerde olmanız dileğiyle...

Sevgiler

mavianne dedi ki...

canım Ankara anıları hoş
yolculuklar harika
ben bayılırım gezmeye

filiz dedi ki...

selam,
yazınız hiç de uzun değil çok güzel akıcı,ben de mavianneden girdim sitenize izinsiz iyiki de girmişim sizi tanıdım ben de beklerim sevgiler.
hamdiyefiliz