18 Eylül 2008 Perşembe

DEVAM... (3)

Devam ediyoruz..

Kına evinden döndük,

Yatmadan evvel Sevgili Mustafa Abimiz kendi yaptığı çok özel bir şaraptan ikram etti bir kadeh.. mmmh ne lezzet, ben böyle bir şarap içmemiştim. (malum, o bölge şarapçılıkta hayli ileri)
Muhteşem bir uyku.. geceleri 10 derece filan (Antalya’da geceleri 30 dereceye yakındı ayrıldığımda)…
Sabah Bayrak Töreni için ve Pilavın ikramı için son hazırlıklar başladı, Özkonakta bir çaybahçesi (düğün salonu) var. Pilav malzemeleriyle biz oraya gittik. Yine çok büyük kazanlarda pilav pişmeye başladı.


150 tepsi pilavın servisinde de bir hayli emeğim oldu (o bölgenin butiğinden yeni bir şalvar aldım, enerjim devam ediyor)
Köyün gençleri kamyonet ve traktörlere biniyorlar ve kocaman bir bayrak direğine bağlı kocaman Türk bayrağını Türküler söyleyerek dolaştırıyorlar. O bayrağı taşımak ve sahip olmak çok önemliymiş, bayrağı kaptırırsa geri almak için yüklü bahşiş verilmesi gerekirmiş. Kuzen torunu Ahmet’e düştü o görev, çok ciddi sahiplendi görevi, fiziken hızlı gelişmiş aslında yaşı küçük, çok tatlı bir delikanlı, yanına aikidocu kuzenleri gelene kadar çok enişeliydi, sonra rahatladı.
O bayrak köyde dolaştıktan sonra davetliler bir bir pilav yemeğe geldiler, her gelen bayrak direğine bir şalvarlık kumaş bağladı. O kumaşlar tören için yardımı dokunan hanım komşu-akraba-hısımlara verilirmiş (biri bana düştü)
Müthiş lezzetli olan pilav kaşıkla ayran eşliğinde midelere indi.
Bu arada ailenin gençleri küçük konsantre bir çevre gezisi düzenlediler, pilav yenilen yerin hemen yanındaki yer altı şehri, yakınlarda bizimkilerin bağlarının sınırları içinde bulunan kilise, ardından Avanos ve ardından
Peri Bacalarını
gezip dönüşte Kızılırmak kıyısında yorgunluk çayı içerek döndük eve..


köprü üzerinde kuzen çocukları Çağlar ve Çağdaş’la görüyorsunuz. (Bilgisayardaki Hızırımız Çağlar bizzat yetişemediği yerde telefonla destek vermekte)
Yine güzel bir uyku, ve sabah düğün günü..
Klasik hazırlıklar.. kuaför makyaj vb. işler bu işler için Nevşehir’e gidildi, sonra düğün salonundan önce Gelin eve getirildi, burada da ayrı seremoni, kayınvalide elinde şeker ve bozuk paralarla karşılıyor, etrafa saçıyor, çocuklar kapışıyor, yine herkes neşe içinde..
En hoş olan neydi biliyormusunuz.
Gelin ve kayınvalide birbirlerine hep tatlı konuşsunlar diye birbirlerinin ağzına şeker veriyor.
Sonra uzun katlanmış tülbentle gelinin, kayınvalidesinin çenesini bağlaması gerekiyormuş, çok konuşmasın diye.. ama bizim gelin çok zarif olduğundan tülbenti kayınvalidesinin omuzlarına koydu şal gibi…
Biraz dinlendikten sonra düğün salonuna gidildi ve düğün başladı.. bu arada Uygar Nikah şahidi olmamı isteyerek beni ayrıca onurlandırdı..
Düğün çok eğlenceli geçti ve güzel Anadolunun güzel insanlarını ilk kez bu kadar yakın tanıdım.

Hiçbir şekilde saçma bir -kaç göç-ün yaşanmadığı, kadınların yemenilerini bir gelenek olarak takdığı, aynı pistte dekolte tuvaletli hanımlarla, yöreye özgü şalvar ve yemenilerle dans eden kadınlar ve erkekler çok güzel bir manzaraydı..

Yazı uzadı yine bu bölümde Uygar’ın düğününü bitireyim dedim de ondan uzadı,
Bir sonraki yazı Ankaraya yolculuk..
Haydi yine şimdilik hoşçakalın..

9 yorum:

Adsız dedi ki...

bu bayrak töreni çok ilginçmiş..
gerçekten..
yaşamımızdaki yerine bak bayrağın..
bir de..
militarizm olarak algılayanlara bak..

çok eğlenceli keyifli bir anlatımla bizi de götürmüş kadar oldun geçkalmayanım..
=)

şu kitap olsak'a cevabın var ya..
arasından kuruk ve sakal çıkan kitap..
öldüm ben öldüm..
=)
teşekkür ederim dostluğun için..
sakın gene yok olma sanaldan uzun süreler olur mu
=)

atalet

burdasaklaniyorum dedi ki...

dinlememe rağmen okumak o kadar keyifli geldi ki.
bir de her gün yazı görmek burda.
seviyorum seni.

bast dedi ki...

Çok güzel günler geçirmişsiniz. Bende çok köy düğünü gördüm, gerçekten görülmeye değer, geleneklerimizin kaybolmamasını diliyorum. Bu arada siz gezmedeyken bende çıtırı merak ettim, kimbilir sizi nasıl özlemiştir. Birde şu içinden sakal çıkan kitap çok ilgimi çekti, bende sabırsızlıkla bekliyorum.
Tüm güzellikler sizlerle olsun SEVGİLER.

kumhavuzu dedi ki...

öyle güzel anlattınki düğünü..
bayılırım ben köy düğünlerine
gerçi bizim bu tarafta artık bir nevi yarışa döküldü o işlerde ama..yinede tadına doyum olmaz.

uctemmuz dedi ki...

Çok güzel anlattın, çok...:)Ben yakından tanıdığım üç köy var.Birisi Çerkes köyü, birisi Çerkes-Manav karışık diğeri de bir Pomak köyü. Gerçi onlar da Manav ve göçmen olarak iki mahalle halindeler.
Herbiri farklı, tadından yenmez.
Ama hızla kaybolan bir şey var ki o da samimiyet.
Candan sevgi oralarda da yavaş yavaş kayboluyor.
Ben çok üzülüyorum.
Şu Tv'lerin ve dizilerin ettiğini kimseler edemedi bu ülkeye.

Düğün törenini okumak kaymaklı kadayıf yemek gibiydi.:)
Ama bunun nedeni senin anlatımındı bence geçkalmadımkiciğim...
Çook sevgiler...:)

alpernatif dedi ki...

Tamam
Hanımı boşayıp köy düğünüyle yeniden bir bayan alıcam
Düğün hediyesi de beş metre basma pazen :D

Hülya YILMAZ dedi ki...

O köyde bi daha düğün olursa beraber gidelim Fındıkcım. Öyle güzel anlatmışsınki, orda olmak istedim...

geçkalmadımki dedi ki...

Haklısın ataletim, bayrak töreni ilginçti çok..
Saklanbacım çook seviyorum bende seni biliyorsun..
Sevgili Bast haklısın bu gezilerin en zor yanı çıtırımdan ayrı kalmamdı..
Sevgili Kumhavuzu, çok keyifliydi düğün,
Üçtemmuzum, Çerkez köylerinin adetleri usullerinin çok hoş ve özel olduğunu biliyorum, en yakın dostum çerkez..
Sevgili Alper sakın boşanma Nikah tazeleme olduğuna göre düğün de tazelenebilir herhalde..
Hülyam, oluuur gideriz birlikte.. başka bir düğüne..
Sevgiler tüm dostlarıma..

mamila dedi ki...

sevgili arkadaşım ne güzel anlatmışsın,benimde oralarda olasım geldi.çok sevgiler