16 Kasım 2008 Pazar

BAŞLIKSIZ YAZI

Yazayım, yazayım dimi hüzünlü yazılar hatta hüzünlerin bizzat kendileri geride kalsın..
Yazayım da ne yazayım..
E nasıl olsa biz bizeyiz bu bloggerda , artık tanıyoruz bir çoğumuz birbirimizin özelini üç aşşa beş yukarı, hatta beş aşşa on yukarı..
Sevgili Ece yazmış geçenlerde..
Eşleri ile var olan kadınlar.. ya da öyle görünmeyi daha doğru bulan kadınlar.. eşlerinin ne kadar yüce olduğunu (aslında olmadığını bilse de öyle göründüğünü) düşünüp kendilerinin de yüceldiğini düşünen kadınlar.. Genellikle iş çevrelerinde olur bu ilişkiler..ve hep komik gelmiştir bana..
Biz, yani özgür ruhlu kocam ve ben uzun yıllar aynı kurumda çalıştık, o nedenle ikimiz de hiç rol yapmaya gerek görmedik..
Benim uçanı yere indirme takıntım nedeniyle (yanımda hiç bi konuda palavra atamaz derhal benim haayırr hiç öyle değil diye itirazımla karşılaşırdı garibim), Özgürün de beni çocuk zannederek, karşıdakine beni tanıştırırken “bu da benim hergele fındık” diyerek, karşıdakini “memnun oldum hanfendi” mi desin, yanağımdan kesme mi alsın şaşırtıp, bu nedenle de işin ciddiyeti kaçırması, çevremizdekilerin bizi hep ailelerindenmiş gibi görmelerine sebep olurdu.. Çalıştığımız Kurumda (artık reklama girmez Töbank’ta) Çalışma yaşamımın başlarında yani genç yaşımda kurumda Özgür’ün karısı olarak anılmaya kızardım..
Bu konuyu düşününce bu duygumu örnekleyen bir anı geldi aklıma..
Özgürün çalıştığı departmanda seyahat boldu..Evlenene kadar Ankara dışına sık giderdi, Evlendikten sonra azaldı seyahatleri ama ara ara yine gerekirdi.. Yine bir iş gezisi konu oldu, benimde izin alıp birlikte gitmemi istedi..
Ben Bankanın en ciddi, izini en zor veren müdürü ile çalışıyordum, Özgürü reddettim.. Konuyu kapattım.. Akşam evde bir telaş “hadi iyisin hazırla çantanı, ben izin aldım senin müdüründen” diyen bir koca..
Öffffff bendeki öfkeyi görmelisiniz.. seyahati çok sevmeme rağmen benim yerime izin alınması beni nasıl çileden çıkarmıştı..
“Benim velayetim sende mi? benim yerime nasıl izin alırsın.. ne demek, ben salakmıyım, izin almaya kocasını yollamış konumuna düşmedim mi şimdi.. vıdı vıdı vıdı” şeklinde bir küçük kıyametten sonra ertesi günü işime gittim her zamanki gibi..
Müdürümüz odaya gelip beni görünce..
A aa siz bu gün izinli değimliydiniz diye sormuş, Ben de kurum kurum kurularak – “yooo ben sizden izin istediğimi hatırlamyorum” Diye cevap vermiş bu durumdan da çok keyf almıştım..
Sonraları Töbankta hep Ben Funda, Özgür de Özgür Oldu.. Töbanktan sonra da bu böyle sürdü..
Banka Ankara’dan İstanbul’a taşındı, ailelerimiz Ankara’da kaldı.. ardından tatiller, bayramlar seyranlar nedeniyle Ankara seyahatleri başladı..
İkimizin de annesi Ankarada..
Biz Ankara’ya üç gün beş gün gidiyoruz, gittiğimiz gün ben birkaç saatliğine kayın valideme gidiyor öpüyor, gönlünü alıyor anneme geçiyorum.. Özgür birkaç saatliğine Anneme gelip yasak savıyor, sonra gerekiyorsa ara ara birlikte gideceğimiz dostlarda görüşüyor ve İstanbul’a dönüşte buluşuyorduk..

O zaman da yadırganıyordu bu bizim hem evli olup hem de herkesin kendi annesinde konaklaması..
Birimizin mutlu diğerinin mutsuz olmasını biz bu şekilde önlemiştik.
Hep söylerim ya Özgür ruhlu kocam özgür ruhludur ve asla kısıtlamaya gelmez..
Ben de hiç te öyle görünüm sergilemesem de özgürlüğümün kısıtlanması beni çok rahatsız eder..
İşte bu nedenle Özgür ruhlu kocama baskı yapmayı ve daha çok Antalya’da yaşayalım demeyi düşünmüyorum, O da benim Özgür ruhumu kısıtlamıyor daha çok İstanbul’da yaşayalım demiyor.. Ben O’na misafir gidiyorum, O bana misafir geliyor..
Daha çok flört ediyor, daha az kavga ediyoruz..
Annem dahil kimse anlamıyor bizi, ne biçim evlilik diyor.. yakınımızda olmayanlar dargın olduğumuzu düşünüyor, biraz yakın olunca her gün her konuda telefonlaştığımızı (birlikteyken daha az konuşacak konumuz oluyor) görüp şaşırıyor..
Yani ayrı ayrı bireyler olan bir çiftiz biz. Tek benzeri öteki teki değiliz.. benzemez kimse bize 

Resim ekine gelince Benim her konuda danışmanım olan (özellikle kılık kıyafetime karıştığında beni daha ince göstermeyi başaran aslında aksi gibi görüşleri de hep doğru çıkan) Saklanbacımın annesi benim 2 yaştan az farkla ablam Fulya’nın hiç beğenmediği suluboya güvercinleri ekliyorum.. Napiim bu yazının altına ve önceki yazının üstüne “barışı temsil eden güvercin resmi” eklemek istedim.. idare edin artık…

Sevgi dolu gönül birliktelikleri dilerim dostlarıma…

11 yorum:

Adsız dedi ki...

hahaha resim seçimi süper olmuş ama..
bayıldım..
=D..
geçkalmayanım..
biz de benzer durumdayız..
birbirimize haber verip.. gelir misin diye sorarız..
aile düğünleri dahil..
bi de.. cevap.. gelmemi ister misin olur..
duruma göre karar yani..
zordur kaprislidir sk ..
ama bu konuda.. iyi anlaşıyoruz..
yeni evliyken belli ediliyor bu sınırlar..
aynı senin gibi ben de.. bir kongreye gidecektim.. yurt dışında.. 18lik daha aylık bebek..
bakıcısı var.. bi de annem eklenecek yanlarına..
sk da askerde..
ne olsa çocuğun babası diyerek telefon açtım..
ben kongreye gidiyorum.. annem de bizd ekalıyor diye..
bana olur gidebilirsin demez mi..
bir hışımlandım.. ben izin istemedim ki.. zaten gidiyorum.. haber verdim sadece diye..
o son oldu..

bu özgür zamanlar.. sanırım oksijen gibi evliliği canlandırıyor..
zaten ben hep derim..
yol su ve elektrik olarak size geri döner diye..
hehe ben de mi bloa bi güvercin eklesem ki şimdi =P..

öperim.. hem de bak bu sefer.. sulu sulu =P..
atalet..

burdasaklaniyorum dedi ki...

8))))
annem nesini beğenmedi ki bunun.
güvercinler şişman mı görünmüş?
bi de,
her zamankinden uzun yazmışsın.
noolur hep uzun yaz.
sadece resim için gelenlerle yazı okumak için gelenler arasında bir istatistik yapsak, resime gelenler daha çok çıkmaz.
bi de,
özgürü tanımayan bu "hergele fındık" muhabbetinde abartma arar belki ama.... ne bilsinler 8)

Parpali dedi ki...

Kendi hayatını rafa kaldırmayı gerektirmeyen evlilikler de var demek. Evliliği bir bitiş olarak düşünen biri için ümitlendirici bir yazı oldu bu...

who dedi ki...

budur işte benim tercihim de bu ve bence bu tip evlilikler çok çok daha uzun süreli oluyor. çünki sevginin yanına arkadaşlık konulursa o evlilik vazgeçilmez oluyor..

allah nazarlardan korusun :)

sevgiler.


resim süper çok begendim bende.

geçkalmadımki dedi ki...

Ben de öperim sulu sulu Ataletim.. güvercinler olsun istedim orada :))

Saklanbaçım canımm.. Annein beğenmediği güvercinlerle ilgili kurs hocama "düzeltmek için ne yapmalıyım-dedim O da "hiç bi şekilde düzelmez" dedi.. yani varmış Fulya'nın bi bildiği..
öperim seni de...

Evet Tülaycım tabii Bence de kendi yaşamını rafa kaldırmadan yaşa beraberliği...

Sevgili Who, Dilerim Sen de sevginin yanına arkadaşlık koyar ve mutlu yaşarsın ömür boyu..
Sevgiler hepinize...

Ece dedi ki...

Yaşasın..Bizim evliliğimiz kadar 'tuhaf' olan evlilikler de varmış demek:))
Biz de temeli aynı iş yerindeyken atmıştık.O benden sonra geldiği için, O iş yerinde hep Ece'ninki olarak anıldı:))

Çok yıllar sonra kendi işimizi kurunca, başka firmalardan bizi tanıyanlar hep bizi ayrı ayrı kişiler olarak andılar.Toplantılara falan beraber giriyoruz ama tanıştırılmalarda sadece kendi kimliklerimizle zikrediliyoruz vs.

Bi tek, yaşadığımız evlerde, ben,komşular için, O sıcacık adamın suratsız ve soğuk(!) karısı idim. Orada kimliğimi yok saymayı tercih ediyorlardı sanırım:))

Benim yazı senin yazıyı doğurdu, şimdi senin bu yazı bende başka bir yazı doğuracak gibi:))

Sevgiler

(kızkardeş resime haksızlık etmiş)

geçkalmadımki dedi ki...

Bekliyorum ecem.. doğacak yazıyı merakla..

uctemmuz dedi ki...

Fundacığım benim çok hoşum gitti bu evlilik tarzı. hem sıradan değil, hem sağlam temellere oturmuş. Bayıldım.
Çok sevgiler.

alpernatif dedi ki...

süpersiniz

çoğu zaman eşimle ayrı ayrı eğleniriz
kimse diğerine sormaz ben neden gelmiyorum diye
zaten istendiğinde davet edileceğini bilir
ama insanlara da bu garip gelir
küsmüsünüz en çok karşılaştığım soru oldu 10 senedir

yooooooo ?

resim süper
elcağızlarınıza sağlık

Adsız dedi ki...

Ennnn güzel bi şey:)))Daima sevgili gibi olunuyor değil mi canım?İnsanlar nefes alabilmeli yani.Ben de eşime "şuraya gitsem mi acaba" diye sorar denerdim:)))Bana sormana gerek yok ki...ne istiyorsan onu yap der,sağolsun.Ama nedense garibim,bensiz hiç bir yere gitmez.Ben mi:elbette giderim,eğlenmeye bile...Karşılıklı güven ve dostluk yatıyorsa temelde,işte bu harika...ÖZGÜRLÜĞÜMDEN fedakarlık edemem arkadaş...ve bu durum birbirimize aolan sevgimizi çoğaltıyor bence.Siz de harika bir çift olmalısınız.Bayılıyorum size.Maşallah.
Kucak dolusu sevgiler Funda'mmmm.Resim bence çok güzel.Hoca doğru demiş.

delikizinturkusu.blogcu.com dedi ki...

Bayıldım:)
Yani sana,Özgür ruhlu kocaya,size:)
Ne güzel evliyken de arkadaş kalmak,birbirini kısıtlamamayı bilmek.
Biz bunu başaramayanlardanız.
Ama sanırım hata bende oldu.
Baştan mı belirlemek lazımdı çizgileri,çok mu kaptırdım kendimi bilmem ki.Onu daha fazla mutlu edebilmek adına kendinden çok şey verince,ardında pek birşey kalmıyor sanırım:(


deli kız